Anuparna Roy'un 'Lovers in the Blue Night' filminden bir sahne
Anuparna Roy'un 'Lovers in the Blue Night' filminden bir sahne

Venedik Film Festivali’nde Anuparna Roy’dan Göç, Arzu ve Aidiyet Üzerine Yeni Bir Bakış: ‘Lovers in the Blue Night’

Venedik Film Festivali’nin Ufuklar (Horizons) bölümünde ‘Songs of Forgotten Trees’ ile En İyi Yönetmen ödülünü kazanarak bu başarıya ulaşan ilk Hint sinemacı olan Anuparna Roy, yeni filmi ‘Lovers in the Blue Night’ ile bir kez daha Lido’da boy gösteriyor. Yönetmen, bu son çalışmasında Mumbai’nin kalabalık sokaklarında hayat mücadelesi veren göçmenlerin, arzu, aidiyet ve direnişle harmanlanmış karmaşık öykülerini mercek altına alıyor.

Roy’un önceki filmi ‘Songs of Forgotten Trees’ kişisel bir hikaye olup, iki kadının tek bir evde geçen sınırlı yaşamlarını ele alırken, ‘Lovers in the Blue Night’ bu çerçeveyi genişleterek Mumbai’de hayat mücadelesi veren dört göçmenin öyküsüne odaklanıyor. Film, göçün getirdiği zorlukların yanı sıra, aidiyet arayışı, arzu ve insan ilişkilerinin karmaşık doğasını derinlemesine inceliyor. Yönetmen, yeni yapımının önceki filmine kıyasla daha profesyonel bir prodüksiyon sürecine sahip olduğunu ve belirlenen süreler ile kısıtlamalar içinde çalışmayı öğrenmeye devam ettiğini belirtiyor.

Roy’un çocukluğundan beri taşıdığı Ameena karakteri, yönetmenin memleketinde tanıdığı bir işçiden esinleniyor. Ameena’nın evliliği üzerine yaptığı bir yorum, yıllar sonra yönetmenin zihninde filmin tohumlarını atıyor. Hikaye geliştikçe, Roy’un başlangıçtaki ‘isyankar’ denebilecek fikri – Ameena’nın gerçek aşkı bulup evliliğini terk etmesi – daha karmaşık bir hal alıyor. Yönetmen, bunun da ‘ataerkilliğin başka bir döngüsü’ olabileceğini fark ederek, karakterlerin basit bir kaçışla özgürleşemeyeceği fikrini benimsiyor.

Bu karmaşık yapının merkezinde, Ameena ile evli, ancak eşcinsel kimliğini gizleyen Karim ile onun sevgilisi, kast sisteminin prangalarından kurtulmaya çalışan Sukka yer alıyor. Roy, bu karakterlerin yoksulluğunu abartmadan veya mücadelelerini ideolojik bir söyleme dönüştürmeden, tarafsız ve empatik bir dille anlatmayı hedefliyor. Yönetmen, göçmen karakterlerin yaşadığı zorlukların onları tamamen tanımlamaması gerektiği düşüncesini vurguluyor. Yerinden edilmenin, onların mahremiyet, kıskançlık veya şefkat gibi sıradan arzularını bastırmaması gerektiğini belirtiyor.

Yalnız veya yerinden edilmiş bireyler için küçük bir yakınlık jestinin bile devasa bir anlam kazanabileceğini ifade eden Roy, ‘aşk yanılsaması’ olarak tanımladığı bu durumu, şefkat, özlem, izolasyon, ihtiyaç ve fantezinin birbirine karıştığı bir alan olarak görüyor. Bu bağlamda, karakterlerin arzu ettikleri şeyler yüzünden cezalandırıldığı bir dünyada, aşkın kendisi bir direniş biçimi olarak öne çıkıyor.

Filmin dikkat çekici detaylarından biri, Karim’in zengin Mumbai konutlarında fare zehri üretip fareleri öldürme işi. Roy, bu imgeyi şehrin Andheri East banliyösünde benzer bir işi yapan birini görmesinden esinlenmiş. Karim’in bu işten eve dönüp başka bir erkeği öpmesi sahnesini ‘devrimden farksız’ olarak nitelendiren yönetmen, bu iki olguyu yan yana getirmenin derinlemesine politik bir anlam taşıdığını belirtiyor.

Yerinden edilme teması, ‘Lovers in the Blue Night’ filmini Roy’un ilk yapıtına bağlıyor. Her iki hikaye de yönetmenin Bangladeş sınırına yakın, Bengal Körfezi kıyısındaki memleketinde deneyimlediği sellerden ilham alıyor ve karakterlerini yıkılmış bir evden sürgüne gönderiyor. İlk film iki kadının öyküsünü keşfederken, bu yeni yapım iki erkeğe ve biseksüelliğin ikiliğine odaklanıyor. Roy’un gelecek projeleri arasında, kısmen kendi ebeveynlerinin ilişkisinden esinlenen ‘In the Shadow in the Light’ adlı romantik bir film ve bir kadının cinsel geçişini konu alan isimsiz bir proje bulunuyor. ‘Lovers in the Blue Night’ filminin uluslararası satışları Parallax tarafından yürütülüyor.

Anuparna Roy, sinemaya getirdiği özgün bakış açısı ve sosyal gerçeklikleri sanatsal bir derinlikle ele alma yeteneğiyle dikkat çekiyor. ‘Lovers in the Blue Night’, Venedik Film Festivali’nde eleştirmenlerin ve izleyicilerin beğenisine sunulurken, yönetmenin sinema yolculuğunda önemli bir durak teşkil ediyor.

Bu haber, Variety Film'in 2026 tarihli bir makalesinden derlenerek Kültür Sanat okuyucuları için yeniden kaleme alınmıştır. Kaynak: Variety Film.

E-posta adresiniz yayınlanmayacak. Gerekli alanlar * ile işaretlenmişlerdir

Arter’in güncel programı üretim sürecini sergi deneyimine açıyor

Kültür Sanat; edebiyat, sinema, görsel sanatlar, sahne, müzik ve dünya kültür gündeminden seçilmiş haberleri Türkçe okur için yeniden bağlamlandıran dijital bir dergidir.

Gece Gezmesi Kadıköy’de festival rotasını mahalle ölçeğine taşıyor