Edebiyat dünyasında son dönemde dikkat çeken bir akım olarak “korku romantizmi” ya da İngilizce adıyla “horromance” türü öne çıkıyor. İlk bakışta çelişkili gibi görünen korku ve romantizmin bu beklenmedik birleşimi, okuyuculara hem gerilim dolu anlar hem de tutkulu hikayeler vadediyor. Bu edebi yaklaşım, gerilimin yükselişi ve kalp durduran anların yanı sıra, aşkın getirdiği derin duygusal bağlantıları ve kırılganlıkları merkeze alıyor.
Yazarlar, bu iki türün aslında birbirini tamamladığını belirtiyor. Genç yetişkin folk korku romanı “Hollow” ile tanınan Taylor Grothe, aşkın kendisinin oldukça korkutucu bir deneyim olduğunu ifade ediyor. Grothe’a göre, korku ve romantizm, insan ruhundaki aynı ilkel duygulara hitap ediyor ve bu da onları doğal bir tür eşleşmesi haline getiriyor. Gelecek sezonda yayımlanacak pek çok eser, bu “öp beni/öldür beni” ikiliğini farklı açılardan ele alıyor.
Canavarlarla Aşk ve Travmaların Gölgesinde İlişkiler
Grothe’un Nightfire etiketiyle Ekim ayında çıkacak yetişkinlere yönelik ilk romanı “Lethal Kiss”, Publishers Weekly tarafından “aç, ölümsüz İskandinav canavarları draugr’lar üzerine kurulu sürükleyici bir queer korku-romantizmi” olarak nitelendiriliyor. Roman, 300 yaşındaki bir canavar olan Marcella’nın elit Preston Üniversitesi’ndeki yeni işini ve ardından yaşanan gizemli ölümleri konu alıyor. Marcella’nın insan asistan profesör Lacie ile birlikte sırrı çözmeye çalışırken, Lacie’ye karşı insanken hissetmediği duygular beslemesi hikayenin merkezini oluşturuyor. Grothe, üniversitede gerçek canavarlar olsa da, Marcella ve Lacie için korku eksenini açan şeyin “bilinmenin ölümcül çilesi” olduğunu belirtiyor. Karakterlerin derin travmalarını saklamaları ve geçmişlerine rağmen birbirlerini sevmeye başlamaları, hikayeye duygusal bir derinlik katıyor.
Union Square tarafından yayımlanan “The Forest Bleeds” adlı eserinde Rachel Kitch ise karanlık akademi, beden korkusu ve psikoseksüel dinamikleri bir araya getiriyor. Kan cadısı ve biyomühendislik öğrencisi Saige ile arkadaşları, bir konferansa giderken uzak bir Appalachian malikanesinde mahsur kalıyor. Malikanenin milyarder sahibi Arius, onların sihirli bir şekilde yaralanmış bacağını iyileştirmelerini talep ediyor. Saige, Arius’a karşı büyüyen bir çekim hissederken, arkadaşlarının ortadan kaybolmasıyla korku ağır basıyor. Kitch, ortamın ve güç dinamiklerinin ürkütücü olduğunu, Arius’un Saige’ye her istediğini verdiğini ancak onun korkunç bir insan olduğunu ve tanıdıkça daha da iğrençleştiğini vurguluyor.
Balenin Karanlık Yüzü ve Gotik Gerilimler
Faith Gladwin’in Grand Central etiketiyle Ekim’de çıkacak “The Finalist” adlı romanı, balenin acımasız dünyasında geçiyor. Kronik ağrıları olan üst düzey dansçı Eden, efsanevi balerin Leanora Karagianni’ye hayranlık duymaktadır. Eden ve altı arkadaşı, Leanora’nın şirketine katılmak için izole ve perili Deveraux Malikanesi’nde bir ay süren zorlu bir denemeye girer. Dansçılar sadece ömürlerinin fırsatı için değil, aynı zamanda malikanenin zihinlerine girip ceset sayısını artırmasıyla hayatları için de mücadele ederler. Bu süreçte Eden ve Leanora arasında tutku ile takıntı arasındaki çizgiyi bulanıklaştıran samimi bir ilişki gelişir. Gladwin, balenin korku türüne çok uygun olduğunu, rekabetin karanlık bir hal alabileceğini ve bedensel beklentilerin grotesk sınırlara dayanabildiğini belirtiyor. Eden’ın Leanora’ya olan hayranlığının takıntıya dönüştüğünü, ancak Eden’ın Leanora’yı değil, onun hakkında kendi yarattığı fikri tanıdığını ekliyor.
Lauren Friedlander’ın Catapult etiketiyle Mart 2027’de yayımlanacak gotik çıkış romanı “Sensual World” ise Bet ve Helen adlı gençleri merkeze alıyor. Yıllar önce ortadan kaybolan saygın oyun yazarı Una Flood tarafından kurulan oyunculuk konservatuvarına giden gençler, Flood’un kayıp oyununu bitirmek için yeni bedenler arayan doğaüstü güçlerin hedefi haline gelirler. Friedlander, korkunun teslimiyet veya birini sahiplenme metaforlarını kelimenin tam anlamıyla ve en uç noktalara taşıdığını ifade ediyor.
Temsil ve İntikam Temaları
Kathryn Bromwich’in Two Dollar Radio etiketiyle Mart 2027’de çıkacak “Distortion” adlı eseri, sanat veya aşka duyulan her şeyi tüketen tutku temasını işliyor. Engelli bir oyuncu olan Natalie, ünlü bir yönetmenin yeni korku filminde rol alır. Yoğun ve izole bir prova sürecinin ardından İskoçya’daki uzak bir kalede başlayan çekimler, Natalie’nin hayatını kökten değiştirir. Natalie’nin engelli bir karakter olarak arzu nesnesi olarak tasvir edilmesi, yazarın geleneksel zararlı imgeleri yıkma arzusunu yansıtıyor. Bromwich, korku edebiyatında engelli karakterlerin genellikle canavar olarak temsil edilmesine karşı çıkarak, Natalie ve rol arkadaşı Louis arasındaki ilişkinin basit ve doğal bir çekime dayalı olduğunu göstermek istediğini belirtiyor.
Epik fantazi yazarı Hadeer Elsbai’nin Union Square etiketiyle Şubat 2027’de yayımlanacak korku novellası “You Just Have to Ask Me”, nişanlısı tarafından terk edilen Hana’nın intikam arayışını konu alıyor. Avustralya taşrasında ölü kız kardeşinin kılığına girmiş bir varlıkla karşılaşan Hana, intikam teklifini kabul eder. Elsbai, Hana’nın derin duygularının bu varlığı ona çektiğini ve duyguları kontrol edememenin getirdiği kaçınılmazlığın korkutucu olduğunu vurguluyor.
Claire Schultz’un Berkley etiketiyle Ocak 2027’de çıkacak “Even Your Bones Would Do” adlı eseri, “Mavi Sakal” masalının yeniden anlatımıdır. Julius Thackeray’in yedinci eşi April, kocasının ihanetini ve kan düşkünü malikanesinin sırlarını çözerken, kocasının ilk eşi Marie’nin hayaletine aşık olur ve onunla birlikte intikam planları yapar. Schultz, gotik kurgunun ve Shirley Jackson’ın “The Haunting of Hill House” gibi eserlerinin roman üzerindeki etkilerini belirtiyor.
Delilah S. Dawson’ın yakın zamanda yayımlanan “Monstera” adlı eseri ise, 2023’teki sapphic korku romantizmi novellası “Bloom” ile benzer motifleri paylaşıyor: güneşe özlem duyan bitkiler ve birbirlerine özlem duyan kadınlar. Yıllarca istismarcı dedesi tarafından kilitli tutulan Lucy, yeni dairesinde çekici Saskia ile tanışır ve aralarında bir bağ gelişir.
Korku ve romantizmin bu ilgi çekici birleşimi, edebiyatta yeni bir alan açarak okuyuculara hem gerilimin hem de tutkunun en uç noktalarını deneyimleme fırsatı sunuyor. Bu tür, insan doğasının karanlık ve aydınlık yönlerini bir araya getirerek, aşkın ve korkunun birbirini besleyen dinamiklerini keşfetmeye devam ediyor.
Bu haber, Publishers Weekly dergisinin "Horror Romance Embraces the Deadly Side of Desire" başlıklı makalesinden derlenmiştir. Kaynak: Publishers Weekly.






