Dominik Cumhuriyeti’ndeki ABD Büyükelçiliği’nde sergilenen Kehinde Wiley’ın anıtsal tablosu Young Artists After Siamesas 1960 (2015), Trump yönetimi yetkilileri tarafından kaldırıldı. Bu olay, sanatın diplomatik misyonlardaki rolü ve siyasi ideolojilerle sanatsal ifade arasındaki gerilimi bir kez daha gündeme taşıdı. Büyükelçi Leah Campos, eseri “küreselci ve uyanmış ideolojilerin” bir örneği olarak nitelendirirken, ABD Dışişleri Bakanlığı eserin satışını değerlendirme sürecine girdi.
Eserin Arka Planı ve Sanatsal Değeri
2015 yılında Art in Embassies programı kapsamında sipariş edilen Young Artists After Siamesas 1960, Kehinde Wiley’ın özgün üslubunu yansıtan önemli bir çalışmadır. Sanatçı, bu eseri yaratırken Santo Domingo’daki sanat öğrencileriyle bir araya gelmiş ve Dominikli ressamlar Gilberto Hernández Ortega (1923-79) ile Celeste Agustina Woss y Gil’in (1891-1985) eserlerini incelemiştir. Yaklaşık 2,7 metre yüksekliğinde ve 3,6 metreden fazla genişliğindeki bu anıtsal tablo, Wiley’ın klasik pozlarda çağdaş figürleri gösterişli çiçek desenli arka planlarla birleştirdiği tipik tarzını taşır. Eser, 2015 yazında Santo Domingo büyükelçiliğine yerleştirilmiş ve Wiley, aynı yıl Art in Embassies programına katkılarından dolayı Sanat Madalyası ile ödüllendirilmişti.
Kaldırma Kararının Arkasındaki Nedenler
Tablonun kaldırılması kararı, Dominik Cumhuriyeti ABD Büyükelçisi Leah Campos’un sert eleştirileriyle başladı. Campos, 11 Ağustos tarihli bir Instagram gönderisinde, eserin kaldırılmasını belgeleyerek, “Trump Yönetimi’nde ve benim liderliğimde küreselci ve uyanmış ideolojilerden uzaklaşıyor, bunun yerine Amerikan vatanseverliğini ve harika ülkemizin güzelliğini benimsiyoruz!” ifadelerini kullanmıştı.
ABD Dışişleri Bakanlığı’ndan üst düzey bir yetkili ise, eserin kaldırılmasına yönelik özel bir itiraz belirtmemekle birlikte, Wiley’a yöneltilen cinsel taciz iddialarına (sanatçı tarafından reddedilen) ve sanatçının Judith Holofernes’in Kafasını Keserken konulu eser serisi hakkındaki yorumlarına atıfta bulundu. Wiley, bu seride siyah kadınların beyaz figürlerin kesik kafalarını tuttuğu yeniden yorumlamaları hakkında 2012’deki bir röportajında, bunun “beyazları öldürme olayına bir gönderme” olduğunu belirtmişti. Yetkili, “Şiddet içeren ve ırkçı sözleri ve tasvirleri olan bir bireyin eserinin ‘Önce Amerika’ Dışişleri Bakanlığı’nda yeri yoktur” diyerek mevcut yönetimin duruşunu vurguladı.
“Art in Embassies” Programı ve Siyasi Müdahaleler
1963 yılından bu yana federal hükümetin bir parçası olan “Art in Embassies” (Büyükelçiliklerde Sanat) programı, Trump’ın ikinci dönemi boyunca atanmış yetkilileri ve destekçileri tarafından giderek daha fazla hedef alındı ve yeniden şekillendirildi. Programın mevcut direktörü Erin Scavino, (Trump’ın televizyon programı The Apprentice‘ın eski bir yarışmacısı) yakın zamanda katıldığı bir YouTube programında Wiley’ın tablosunu “çok uyanmış” ve “estetik açıdan korkunç” olarak nitelendirmişti. Scavino’nun programdaki diğer müdahaleleri arasında, 2026 Venedik Bienali için ABD pavyonunda sergi düzenlemesi amacıyla küratöryel deneyimi olmayan bir arkadaşını ataması ve Romanya büyükelçisinin “satanik bebek sanatı” olarak tanımladığı bir eser nedeniyle görevden alınmasını sağladığını iddia etmesi de bulunuyor. Bu tür müdahaleler, programın geleneksel kültürel diplomasi misyonunu sorgulatır nitelikte.
Kehinde Wiley’ın Sanat Dünyasındaki Yeri
Kehinde Wiley, sanat dünyasında önemli bir figürdür. 2018 yılında Washington DC’deki Ulusal Portre Galerisi için eski ABD Başkanı Barack Obama’nın resmi portresini yaparak dünya çapında tanınırlık kazandı. Bu portre ve Amy Sherald’ın eski First Lady Michelle Obama için yaptığı portre, büyük beğeni toplamış ve ABD genelinde birçok müzede sergilenen çok yıllık bir tura çıkmıştı. Sanatçının bu denli tanınan bir figür olması, eserinin kaldırılma kararını daha da dikkat çekici kılıyor.
Eserin Geleceği
ABD Dışişleri Bakanlığı, şu anda tablonun satışının yasallığını araştırıyor. Yetkililer, eğer mümkün olursa eseri “gururla satmanın” Art in Embassies programının hedefi olacağını belirtiyor. Bu durum, kamu kaynaklarıyla edinilmiş sanat eserlerinin siyasi değişimler sonucunda nasıl bir kadere sahip olabileceği sorusunu da beraberinde getiriyor.
Sonuç
Kehinde Wiley’ın eserinin büyükelçilikten kaldırılması, sanatın kamusal alandaki yeri, ifade özgürlüğü ve siyasi otoritenin kültürel alana müdahalesi konularında önemli bir tartışma başlatmıştır. Bu olay, diplomatik misyonların kültürel diplomasi aracılığıyla ne tür mesajlar vermesi gerektiği üzerine düşünmeye sevk etmektedir. Sanatın, siyasi ideolojilerin bir aracı haline getirilmesi ya da bu ideolojiler uğruna dışlanması, uluslararası kültürel alışverişin doğasını derinden etkileyebilir.
Bu haber The Art Newspaper kaynağındaki bilgilere dayanılarak hazırlanmıştır. Kaynak: The Art Newspaper.






