Feminist hareketin çığır açan isimlerinden, gazeteci ve yazar Gloria Steinem, 92 yaşında hayata gözlerini yumarak ardında sadece süregelen bir toplumsal hareket değil, aynı zamanda basılı eserlerden oluşan zengin bir edebi miras bıraktı. Steinem’in vefatı, onun yaşam boyu süren mücadelesini ve düşüncelerini gelecek nesillere taşıyan eserlerini yeniden gündeme getirdi. Onun yazılı külliyatı, kurucularından olduğu Ms. dergisi için kaleme aldığı makalelerden, çocuklara ilham verme çabalarına ve büyük beğeni toplayan anılarına uzanan geniş bir yelpazeyi kapsıyor.
Bir Aktivistin Edebi Seyahati: Anılar ve Düşünceler
Steinem’in otobiyografik eserleri, kişisel deneyimlerini toplumsal bir perspektifle harmanlayarak okuyucularına benzersiz bir içgörü sunar. “Yolda Hayatım” (My Life on the Road), kadın hakları aktivisti Steinem’in, insanları dinlemenin ve onlara ilham vermenin önemini vurgulayan, hem kişisel hem de evrensel nitelikli bir anı kitabıdır. Steinem bu eserinde, sürekli hareket halinde olmayı seven babasıyla geçirdiği gezgin çocukluğunu ve kendi mutluluğundan vazgeçen annesini ilk kez samimiyetle anlatır. Annesinin bağımlı yaşam tarzından ve babasının gezgin hallerinden uzaklaşmaya yemin etmesine rağmen, kendisini sürekli hareket halinde bir halk konuşmacısı olarak bulmasını kaleme alır. Kitap, 1977 Ulusal Kadın Konferansı’ndaki deneyimleri ve ülke çapındaki taksi şoförleriyle yaptığı sohbetler gibi önemli anları öne çıkarır. Güney’deki küçük üniversite kampüslerini ziyaret etmekten, 1971’de Harvard Hukuk Fakültesi’nde eşitlik üzerine yaptığı konuşmanın düşmanlıkla karşılandığı bir akşam yemeğine katılmaya kadar, seyahatleri boyunca pozitif ve anlamlı değişim yaratma çabasını gözler önüne serer. Steinem’in davetkar ve akıcı üslubu, konu acı verici olsa bile kolay ve keyifli bir okuma sunar.
Yakın zamanda yayımlanan “Beklenmedik Bir Hayat: Bir Anı” (An Unexpected Life: A Memoir) ise denemelerden oluşan bir başka anı kitabıdır. Steinem, bu eserde “Kalıcı devrimler yukarıdan aşağıya olmaz; bir ağaç gibi aşağıdan yukarıya büyür” diyerek siyasi felsefesini şekillendiren kilit olayları ele alır. 1940’larda Ohio’da büyürken bir çocuklukta fare ısırığının onu yoksulluğun tehlikeleriyle ve yaygınlığıyla tanıştırması; 50’li yılların başlarında Smith College’da kadın sınıf arkadaşlarının parmaklarında beliren evlilik yüzüklerinin evlilik hakkındaki karmaşık duygularını şekillendirmesi gibi anılara yer verir. Steinem, ölçülü ve nesnel bir üslupla, James Baldwin ve bell hooks gibi önemli isimlerle tanışmanın aktivizmini nasıl derinleştirdiğini, jeoloji okumanın empati yeteneğini nasıl genişlettiğini ve 50’li yılların sonlarında Hindistan’da geçirdiği yılların hem ırkçılık karşıtı çalışmalarına hem de kadın hakları mücadelesine nasıl yön verdiğini anlatır. Steinem’in etkileyici düşünceleri, yazarın ve çağdaşlarının motivasyon kaynağı olan merak, empati ve topluluğa bağlılıktan ders çıkararak gelecek nesiller için daha iyi bir gelecek inşa etme yolunda bir yol haritası sunar. “Umut bir tür planlamadır” sözüyle, bu eser hem sürükleyici bir otobiyografi hem de faydalı bir siyasi el kitabı niteliği taşır.
Eleştirel Düşüncenin Sesi: Denemeler ve Ms. Dergisi
Steinem’in eleştirel düşüncesi, denemelerinde de belirgin bir şekilde ortaya çıkar. “Kelimelerin Ötesine Geçmek” (Moving Beyond Words) adlı eseri, onun polemikçi yönünü en iyi sergileyen altı çarpıcı makaleden oluşur; bunlardan üçü yeni, üçü ise Ms. dergisindeki makalelerden revize edilmiştir. Steinem, erkeklerin rahim eksikliğinin onları ölümcül derecede kıskanç yaptığını ve bu durumun anaerkil bir toplumda erkeklerin daha düşük statüsüne yarı bilimsel bir gerekçe sunduğunu kanıtlayan psikanalizin kurucusu “Dr. Phyllis Freud” karakterini yaratır. Kadın halter dünya şampiyonu Bev Francis ile yapılan bir röportaj, Steinem’i kadın zayıflığı ve erkek gücü hakkındaki varsayımları sorgulamaya iter. Başka bir makale, ekonomiyi insan değerleri sistemi olarak yorumlayarak, özellikle kadınların ücretsiz veya düşük değerli işlerine atıfta bulunarak demistifiye eder. Steinem ayrıca yoksulluğun artan kadınlaşmasını ve zenginliğin erkekleşmesini analiz eder, reklamverenlerin kadın dergilerinin editoryal içeriği üzerindeki kısıtlayıcı kontrolünü ifşa eder ve 60 yaşına gelmeyi, kadınların daha radikal ve asi olduğu bir yaş olarak değerlendirir. Her deneme, Steinem’in cinsel politikaları tartışmak için kullandığı kapsamlı bir girişle başlar.
Steinem’in kurucularından olduğu Ms. dergisinin mirası, Katherine Spillar tarafından editörlüğü yapılan “Ms. Dergisinin 50 Yılı: Bir Devrimi Ateşleyen Öncü Derginin En İyileri” (50 Years of ‘Ms.’: The Best of the Pathfinding Magazine That Ignited a Revolution) adlı kitapla kutlanır. Bu eser, 1972’de New York dergisinde bir önizleme sayısından sonra yayın hayatına başlayan Ms.’in, “kararlı, canlı bir hareket ile Amerikan yaşamının neredeyse her alanında kadın haklarının sürekli kısıtlanması arasındaki boşluğu doldurmak için ortaya çıktığını” vurgular. Kitap, derginin on yıllık dönemlerine ayrılmış bölümlerle, her on yılın zorluklarını ve başarılarını bağlamsallaştıran kısa giriş denemeleri sunar. 1970’lerde cinsiyetçi çift standartları, FBI’ın yerli aktivistleri izlemesi ve Shirley Chisholm’un başkan adaylığı gibi konuları ele alan dergi; sonraki on yıllarda kusursuz boşanma, tecavüz, rap müziğindeki kadın düşmanlığı, “nefret radyosu” sunucuları, kesişimsel feminizmler, 11 Eylül sonrası Amerikan kültürünün militarizasyonu, eşcinsel evlilik, Black Lives Matter hareketi, Covid-19 dönemindeki bakım krizi ve Roe v. Wade kararının yargısal olarak kaldırılması gibi geniş bir yelpazede konuları işlemiştir. Angela Davis ve Barbara Ehrenreich gibi tanınmış yazarların yanı sıra, okuyuculardan gelen mektupların geniş yer bulması, Ms.’in sıradan insanlarla nasıl bir bağ kurduğunu gösterir. Bu kapsamlı inceleme, derginin devam eden önemini ikna edici bir şekilde ortaya koyar.
Gelecek Nesillere Miras
Steinem’in geniş kitlelere ulaşma arayışı, çocuk edebiyatına da yansımıştır. Leymah Gbowee ile birlikte kaleme aldığı ve Kah Yangni’nin resimlediği “Kalk Kızım, Kalk: Kız Kardeşlik Yolculuğumuz. Hep Birlikte.” (Rise, Girl, Rise: Our Sister-Friend Journey. Together for All.) adlı eser, eşitlikçi uyanışların ikiz hikayelerini vurgulayarak kız kardeşliğin önemini ele alır. Steinem, bu kitapta gezgin çocukluğunu, Gbowee ise Liberya’daki savaşla kesintiye uğrayan çocukluğunu anlatır. “Ben”den “biz”e geçiş yapan ritmik anlatım, “Elimi eline verdiğimde, birlikte asla tek başımıza yapamayacağımız şeyleri yaparız” mesajını verir. Yangni’nin canlı renkli, neredeyse üç boyutlu illüstrasyonları, farklı yeteneklere ve cilt tonlarına sahip figürlerin sıcak, elektrik mavisi gökyüzü altında birleşmiş bir şekilde ilerlediğini gösterir.
Gloria Steinem’in yaşamı ve eserleri, feminist hareketin evrimi ve toplumsal adalet mücadelesi için bir kılavuz niteliğindedir. Yazılı mirası, onun düşüncelerini, deneyimlerini ve gelecek vizyonunu gelecek nesillere taşımaya devam edecektir. Steinem, sadece bir aktivist değil, aynı zamanda düşüncelerini kalıcı eserlere dönüştüren güçlü bir yazar olarak da hatırlanacaktır.
Bu makale, Publishers Weekly'nin "Celebrating Gloria Steinem" başlıklı haberinden derlenmiştir. Kaynak: Publishers Weekly.






