Edinburgh Fringe Festivali, her yıl yeni ve yaratıcı sahne eserlerine kapılarını açan, tiyatro dünyasının en dinamik platformlarından biridir. Bu yıl da festival, uzun süredir beklenen ve geleneksel masal anlatılarına modern bir bakış açısı getiren iki müzikal yapımla sahne sanatları gündemine damgasını vurdu: “Bliss” ve “Disenchanted!”. Her iki eser de festival sürecini, daha geniş kitlelere ulaşacak ve uzun soluklu bir sahne ömrü vadeden prodüksiyonlara dönüşme yolunda bir sıçrama tahtası olarak görüyor.
‘Bliss’: Modern Masalın Güçlü Sesleri
Tyler Beattie ve Emma Lively’nin ortak imzasını taşıyan “Bliss”, ilk olarak 2019 yılında Amerika Birleşik Devletleri’nde yeni oyun ödülü kazanmış, dünya prömiyerini ise bir yıl sonra Seattle’da yapmıştı. Müzikalden bazı şarkılar 2022’de yayınlanmış olsa da, eser şimdi “Edinburgh Fringe’in en büyük yeni müzikali” olarak lanse ediliyor. 17 kişilik geniş oyuncu kadrosu ve 80 dakikalık süresiyle, festivalin standartlarının üzerine çıkan bir prodüksiyon. Pleasance’ın 750 kişilik Grand tiyatrosunda sahnelenen müzikal, izleyicilerden yoğun ilgi görüyor.
“Bliss”, güçlü pop şarkılarıyla dikkat çekiyor. “Inside These Castle Walls” şarkısı, aşırı korumacı babaları tarafından bir şatoya hapsedilen dört prenses kardeşin hikayesine hızlıca giriş yapıyor. “Break Through the Dark”, onların özgürlük arayışının marşı haline gelirken, “Save a Dance” ise kardeşlerden birinin bu süreçte kimliğini nasıl kaybettiğini ele alıyor.
Müzikaldeki prensesler, farklı kişilik özellikleriyle öne çıkıyor: Faye aksiyon arayışındayken, Carmella şöhret peşinde koşuyor; Holly hayvanları severken, Piper bilime ilgi duyuyor. “House of the Dragon” dizisinden tanınan Tom Bennett, 500 yaşındaki huysuz bir peri vaftiz babası olan Glimmermore rolünde sahneye çıkıyor. Glimmermore, Piper’ı “kusurlarından” arındıracak pembe bir lagünde yıkanmaya ikna ediyor. Bu durum, çevrimiçi güzellik filtreleri ve modern gençlik hayatının diğer zorluklarıyla açıkça paralellikler taşıyor. Piper, bireyselliğini yitirmiş, bilimsel tutkuları buharlaşmış bir şekilde ortaya çıkıyor ve kılıç yerine belinde mikrofon taşıyan gösterişli, partici bir prensle (Jordan Calloway) evleniyor. Eserde, masal klişeleriyle alay edilirken, prenseslerin bir prens bulmak yerine kendilerini keşfetmeleri vurgulanıyor.
West End’in başarılı prodüksiyon şirketi ATG’nin ortak yapımcılığını üstlendiği “Bliss”, festivalin lojistik koşullarına uygun minimalist bir sahne tasarımına sahip olsa da, kraliyet balosu, lagün, Minisculia’daki şato ve prenseslerin dost olduğu bir ejderha gibi unsurlar, daha büyük bir sahnede göz alıcı tasarımlara dönüşme potansiyeli taşıyor. Yapımın, “Six” müzikali gibi geniş bir izleyici kitlesini çekebileceği ve akılda kalıcı şarkılarıyla benzer bir etki yaratabileceği düşünülüyor.
‘Disenchanted!’: Prenseslerin İsyanı
“Disenchanted!” ise ilk atölye çalışmasını 2009’da New York’ta yapmış ve on yılı aşkın bir süre önce Off-Broadway’de sahnelenmiş bir eser. Profesyonel Birleşik Krallık tiyatro prömiyerini geçen yıl Warwickshire’da gerçekleştiren yapım, Lichfield Garrick prodüksiyonu olarak The Production Garden tarafından Edinburgh Fringe’de sunuluyor ve gelecekteki turneler için bir fırsat olarak görülüyor.
Dennis T Giacino ve Fiely Matias tarafından yaratılan “Disenchanted!”, bu festival versiyonunda ünlü prenseslerin yer aldığı 80 dakikalık bir revü formatında sunuluyor. Bazı sahneleri birbirine bağlayan diyaloglar, festival koşullarına uyum sağlamak amacıyla kısaltılmış. Külkedisi (Rosie Napper), Uyuyan Güzel (Roshaan Saulnier) ve Pamuk Prenses (Lois Glenister) tarafından sunulan gösteride, her prenses kendi kaderine ve nasıl tasvir edildiklerine isyan eden bir şarkı seslendiriyor.
14 yaş üstü izleyici kitlesini hedefleyen müzikal, bazı esprili ve cesur repliklere sahip. Pamuk Prenses’in rockabilly tarzında “Prensime ihtiyacım olduğunu mu sanıyorsunuz?” diye başlayıp muzipçe eklediği “gelmesi için mi?” gibi ifadeler, yetişkinlere yönelik bir mizah anlayışını yansıtıyor. Uyuyan Güzel’in bir süpürge sapını Pinokyo sanması gibi anlar, yetişkin panto havasını güçlendiriyor. Müzikal, Disney’le sık sık alay ediyor; ancak bu tür bir hicvin, stüdyonun kendisinin “Moana” ve “Raya” gibi daha modern prenses filmleriyle bu konuya değinmesi nedeniyle güncelliğini yitirmiş olabileceği de belirtiliyor. Yakın tarihli canlı aksiyon yeniden yapımlarına “özür filmleri” olarak yapılan atıflar da bu duruma işaret ediyor.
Oyuncu kadrosu enerjisiyle öne çıkıyor. Eliza Bowden’ın “iki bacağı fazla” olan sarhoş Deniz Kızı karakteri, kukla istiridyeler eşliğinde Flounder’ı yutmaya hazır görünüyor. Ashley New’in Hua Mulan karakteri, “güzel ve görevine düşkün” basmakalıp stereotiplere meydan okurken, Pocahontas ise “hikayemin neden dürüstçe anlatılmadığını” sorguluyor. Kurbağayı Öpen Prenses’i canlandıran Jewelle Hutchinson ise bir şarkı boyunca otantik sesini buluyor. Bu anlar, karakterlerin ne olmadığından ziyade, aslında kim olduklarına dair derinlikli bir bakış sunuyor.
Festival Sonrası Beklentiler
Her iki müzikal de, Edinburgh Fringe’in yenilikçi ruhunu yansıtırken, geleneksel masal anlatılarını modern dünyanın değerleri ve sorgulamalarıyla harmanlıyor. “Bliss”, prenseslerin bireysel güçlenmesini öne çıkarırken, “Disenchanted!” ise popüler kültürdeki masal tasvirlerine eleştirel bir gözle yaklaşıyor. Festivalin ardından bu yapımların, daha geniş sahnelerde ve turnelerde nasıl bir gelişim göstereceği merakla bekleniyor.
Bu makale, The Guardian Culture kaynağında yer alan bir haberden derlenmiştir. Kaynak: The Guardian Culture.






