İngiltere’de, yeni bir öğretim döneminin başlaması ve başbakanlık koltuğuna ilk kez İngiliz Dili ve Edebiyatı mezunu bir ismin oturmasıyla birlikte, ülkenin edebiyat müfredatı ve gençlerin okuma alışkanlıkları üzerine önemli bir tartışma alevlendi. Edebiyatın, insanların dünyayı ve birbirlerini anlamaları, empati geliştirmeleri ve karmaşık duygularla başa çıkmaları için paha biçilmez bir hazırlık sunduğu yaygın bir kabul görse de, son yıllarda gençlerin keyif için okuma oranlarında belirgin bir düşüş gözlemleniyor.
Bu durum, Ulusal Okuryazarlık Vakfı’nı harekete geçirerek 2026 yılını ‘Ulusal Okuma Yılı’ ilan etmeye sevk etti. Vakfın verilerine göre, 2025’te boş zamanlarında okumaktan keyif aldığını belirten 8-18 yaş arası çocukların oranı %32,7 iken, bu oran 2026’da %36,1’e yükselerek bir başlangıca işaret ediyor. Ancak bu iyileşme, müfredatın gençlere okuma sevgisini gerçekten aşılayıp aşılamadığı veya aksine onları hayattan soğutup soğutmadığı sorusunu gündeme getiriyor. Özellikle GCSE İngilizce müfredatında uzun süredir beklenen bir yenilenme sürecine girilmiş olması, bu tartışmayı daha da acil hale getiriyor.
Müfredattaki Tekdüzelik ve Cinsiyet Eşitsizliği
1986’da GCSE sınavlarının ilk kez uygulanmasından bu yana, İngiltere ve Galler’deki dört ana sınav kurulu arasında ders kitapları seçiminde şaşırtıcı bir fikir birliği oluştuğu görülüyor. Eğitim alanında faaliyet gösteren ‘Okullarda Cinsiyetçiliğe Son’ (End Sexism in Schools) adlı hayır kurumu tarafından 2025 tarihli ‘Manopolies’ başlıklı rapor, bu tekdüzeliği ve beraberindeki cinsiyet eşitsizliğini çarpıcı bir şekilde ortaya koydu. Rapora göre:
- Öğrencilerin %76’sı, mevcut 21 modern metin arasından JB Priestley’in ‘An Inspector Calls’ adlı oyununu inceliyor. Bu oyun, bir kurulun ders metni listesinde 39 yıldır yer alıyor.
- Öğrencilerin %93’ü, Charles Dickens’ın ‘A Christmas Carol’ veya Robert Louis Stevenson’ın ‘The Strange Case of Dr Jekyll and Mr Hyde’ eserlerinden birini 19. yüzyıl romanı olarak okuyor. Oysa bu kategori için Charlotte Brontë, Mary Shelley ve Jane Austen gibi yazarların eserleri de dahil olmak üzere dokuz farklı seçenek bulunuyor.
- İngiltere ve Galler’deki öğrencilerin yalnızca %5’i, GCSE seviyesinde kadın bir yazar tarafından kaleme alınmış bir metni okuyor.
Raporda, sınav kurullarının listelerinde Kit de Waal, Tanika Gupta, Jeanette Winterson ve Malorie Blackman gibi ilham verici kadın yazarların çeşitli modern eserleri bulunsa da, okulların mevcut metinleri değiştirmek için yeterince teşvik edilmediği belirtiliyor. Zira bu tür bir değişiklik, ek maliyetler ve iş yükü anlamına geliyor. Ayrıca, hiçbir sınav kurulu popüler metinleri kaldırmak istemiyor çünkü bu durum ticari dezavantajlara yol açabiliyor. Bu nedenle, Eğitim Bakanlığı’nın, müfredat incelemesinin bir parçası olarak, ders metni listelerinin düzenli olarak değiştirilmesini zorunlu kılması ve öğrencilerin toplumun cinsiyet dengesini ve çeşitliliğini yansıtan eserleri okumasını sağlaması gerektiği vurgulanıyor.
Önde Gelen Yazarlardan Çeşitli Edebiyat Önerileri
Bu tartışmaya katkıda bulunmak ve genç okuyucularda edebiyat tutkusunu ateşlemek amacıyla, önde gelen bazı yazarlar mevcut müfredata alternatif olabilecek eserler önerdi:
- **Nussaibah Younis**, Percival Everett’in ‘The Trees’ adlı romanını öneriyor. Irkçılık, kuşaklararası suçluluk ve kültürel suç ortaklığı üzerine cesur bir hiciv olan bu eser, Amerikan ırkçı şiddetinin absürt yönlerini mizahi bir dille ele alırken, gençlere edebiyatın hem eğlenceli hem de entelektüel ve ahlaki açıdan derin olabileceğini gösteriyor.
- **Frank Cottrell-Boyce**, Ted Chiang’ın ‘Stories of Your Life and Others’ adlı bilim kurgu öykü derlemesini tavsiye ediyor. Dil, aşk ve zeka gibi büyük fikirleri ele alan bu kısa öyküler, gençlerin dünyayı anlamalarına yardımcı olabilecek, düşündürücü deneyimler sunuyor. Koleksiyonun en bilinen öyküsü, ‘Arrival’ filmine uyarlanan başlık öyküsü.
- **Patrice Lawrence**, Debbie Tucker Green’in ‘Random’ adlı oyununu müfredata dahil etmeyi öneriyor. Sadece tek bir oyuncu tarafından sahnelenen bu sürükleyici ve kısa oyun, siyahi bir işçi sınıfı ailesinin trajik hikayesini anlatarak ırk, ceza adaleti sistemi ve işçi sınıfı ailelerinin temsili gibi çeşitli konular üzerine tartışmaları tetikleyebilir.
- **David Mitchell**, Patrick Ness’in ‘The Rest of Us Just Live Here’ adlı romanını öne çıkarıyor. Gençlerin hayatlarındaki zorlukları ve sosyal kaygılarını ele alan bu eser, edebiyatın video oyunları kadar sürükleyici ve sosyal medyadan daha besleyici olabileceğini göstererek, isteksiz okuyucular için bile güçlü bir çekim alanı yaratabilir.
- **Hollie McNish**, mevcut müfredatın ‘Lord of the Flies’, ‘Macbeth’ ve ‘The Strange Case of Dr Jekyll and Mr Hyde’ gibi eserlerle aşırı şiddet odaklı olduğunu ve kadın yazarlar ile farklı kültürlerden eserlere yeterince yer vermediğini eleştiriyor. Gençlerin yüzünü güldürecek, neşe veren eserlerin müfredata dahil edilmesi gerektiğini savunarak, Ocean Vuong’un ‘The Emperor of Sadness’ veya Mary Oliver’ın ‘Wild Geese’ adlı şiirini öneriyor.
- **Ben Okri**, kendi derlemesi olan ‘African Stories’ gibi Afrika hikayelerinin müfredatta daha fazla yer alması gerektiğini belirtiyor.
Bu öneriler, İngiliz eğitim sisteminde edebiyat öğretimine yönelik uzun süredir devam eden eleştirilere yeni bir boyut katıyor. Gençlerin okuma sevgisini beslemek ve onları daha geniş bir kültürel perspektifle tanıştırmak için müfredatın daha çeşitli, kapsayıcı ve çağdaş eserlerle zenginleştirilmesi gerektiği yönündeki çağrılar giderek yükseliyor. Bu tartışmanın, gelecek nesillerin edebiyatla kuracağı ilişkiyi olumlu yönde etkileyecek reformlara yol açması bekleniyor.
Bu haber, The Guardian Culture'ın İngiliz okullarındaki edebiyat müfredatı üzerine yayımladığı bir makaleden derlenmiştir. Kaynak: The Guardian Culture.






