Cecilia Vicuña'nın Whitechapel Gallery'deki 'Living Threads' sergisinden bir görünüm
Cecilia Vicuña'nın Whitechapel Gallery'deki 'Living Threads' sergisinden bir görünüm

Cecilia Vicuña’nın Altmış Yıllık Sanat Yolculuğu: Sürgün, Direniş ve Yaratımın İzleri Londra’da

Latin Amerika’nın önde gelen sanatçılarından, şairlerinden ve feminist aktivistlerinden Cecilia Vicuña, altmış yılı aşkın süredir devam eden sanat pratiğini ve politik duruşunu kapsayan büyük bir retrospektif sergiyle Londra’ya geri dönüyor. Whitechapel Gallery’de açılacak olan “Living Threads” başlıklı bu sergi, sanatçının sürgünle şekillenen hayatının ve eserlerinin derinlemesine bir incelemesini sunuyor.

Sürgün ve Sığınma

Şili’nin başkenti Santiago’dan İngiliz Kültür Konseyi bursuyla Slade Sanat Okulu’nda eğitim görmek üzere Londra’ya gelen genç Cecilia Vicuña’nın hayatı, Eylül 1973’te General Augusto Pinochet’nin Salvador Allende hükümetini deviren askeri darbesiyle kökten değişti. Vicuña, ülkesine dönmesi halinde hayatının tehlikede olacağı gerekçesiyle İngiltere’den siyasi sığınma talebinde bulundu. Avukatlarının sunduğu, darbenin etkilerini belgeleyen “Saborami” adlı sanat ve şiir kitabının da etkisiyle, yargıçlar kendisine sığınma hakkı tanıdı. Bu karar, sanatçının hayatındaki dönüm noktalarından biri oldu ve sanatsal ifadesinin, kişisel güvenliğinin koruyucusu olabileceğini gösterdi. 1980’den beri New York’ta yaşayan Vicuña, Londra’ya bu kez sanat dünyasının en tanınmış isimlerinden biri olarak dönüyor.

Londra Yılları ve Sanatsal Direniş

1970’lerde Londra, Vicuña için “salınan Londra” imajından farklı bir şehirdi; yoksulluk ve toplumsal zorlukların hissedildiği bir yerdi. Ancak bu dönemde Afrika, Orta Doğu, Yunanistan ve Latin Amerika’dan gelen devrim sürgünleriyle tanışması, canlı bir sanat topluluğu bulması ve Şili’de sansürlenen ilk kitabını Londra’da yayımlaması, şehre karşı bir aidiyet hissi geliştirmesine yardımcı oldu. 1974’te Guy Brett, David Medalla ve John Dugger ile birlikte kurduğu Artists for Democracy (Demokrasi İçin Sanatçılar) oluşumu, Vicuña’nın politik aktivizminin önemli bir parçası oldu. Bu grup, Şili ve dünya genelindeki diğer özgürlük mücadeleleriyle dayanışma içinde sanatın gücünü kullanmayı amaçlıyordu. Sergide, Artists for Democracy’ye ayrılan bir odada daha önce hiç görülmemiş belgeler, fotoğraflar ve basılı materyaller yer alacak. Vicuña, bu örgütün kuruluşunda aktif rol oynadığını ve sanatçı hakları üzerine bir tartışma sırasında Şili’deki katliamlar karşısında para konuşulmasına duyduğu şokla harekete geçtiğini belirtiyor.

“Living Threads” Sergisi

Whitechapel Gallery’deki “Living Threads” sergisi, Vicuña’nın altmış yıllık sanatsal üretimini bir araya getiriyor. Resim, tekstil, fotoğraf, enstalasyon ve film gibi çeşitli disiplinlerden eserlerin yer aldığı sergi, sanatçının hem kişisel hem de politik yolculuğunu gözler önüne seriyor. Sergi, aynı zamanda Vicuña’nın sürgün yıllarında kaybettiği eserlerine de değiniyor. Londra, Şili ve Bogotá’daki arkadaşlarının yanında bıraktığı, bir sandıkta 400 heykel bulunan eserlerinin birçoğu ne yazık ki yok oldu. Sanatçı, bu kayıp eserlerin bazılarını anılarından ve fotoğraflarından yola çıkarak yeniden yarattı; bu süreci bir “yeniden inşa”dan ziyade bir “reenkarnasyon” olarak tanımlıyor.

Sanatsal İfadeler: Precarios ve Quipus

Vicuña’nın sanat pratiğinin merkezinde iki temel form bulunuyor: “precarios” ve “quipus”. 1960’larda başladığı “precarios”lar, dallar, tüyler, yapraklar, taşlar, kemikler ve çeşitli atık malzemelerden oluşturduğu bilinçli olarak kırılgan ve geçici eserlerdir. 17 yaşındayken Şili sahilinde, atalara ait bir mezarlık üzerine kurulmuş bir petrol rafinerisinin gölgesinde dururken deniz, rüzgar ve nesneler arasındaki ilişkiyi fark etmesiyle ortaya çıkan bu eserler, kayboluş ve yeniden doğuş temalarını işler. Londra yıllarından günümüze ulaşan tek “precario” da sergide yer alıyor.

“Quipus” ise antik And uygarlıklarının kayıt ve iletişim sistemi olan düğümlü liflerden ilham alır. Vicuña, bu formu onlarca yıldır yeniden yorumlamış ve Whitechapel’de sergilenecek olan “Quipu Menstrual” gibi etkileyici enstalasyonlara dönüştürmüştür. Koyu kırmızı tonlardaki bu eser, sanatçının hem kültürel mirasa olan bağlılığını hem de ekolojik ve toplumsal konulara olan duyarlılığını yansıtır.

Ekoloji ve Demokrasiye Bakış

Vicuña’nın eserleri, giderek artan bir şekilde ekoloji temasına odaklanmaktadır. Yarım yüzyılı aşkın süredir suyla ilgili çalışmalar yapan sanatçı, Latin Amerika’nın biyolojik çeşitliliğinin yüzde 95’inin yok edildiğini belirtirken, genç Şilililerin topraklarını korumayı meslek edineceklerine dair umut verici işaretlere dikkat çekiyor. Sanatçı, “Kaybolmak ve korumak zıt şeyler değildir. Kayboluş bilinci korunması gereken şeydir. Hayatın kendisinin şiir, şiirin ise hayat olduğuna dair bir inançtır. Kayboluş, yeniden oluşumdur” sözleriyle felsefesini özetliyor.

Demokrasi kavramına da eleştirel bir bakış açısıyla yaklaşan Vicuña, Batı’da demokrasinin hiçbir zaman tam anlamıyla uygulanmadığını savunuyor ve Allende’nin Şili’sini katılımcı demokrasinin bir örneği olarak gösteriyor. İnternetin ve yapay zekanın da benzer şekilde, insanlığın potansiyelini artırma fırsatları olmasına rağmen, kontrolsüz güçler tarafından manipülasyon ve gözetim araçlarına dönüştürüldüğüne dair endişelerini dile getiriyor. Sanatçı, yapay zekanın özel şirketlerin kâr odaklı kontrolünde olmasının ve hükümetlerin bu “varoluşsal tehdidi” düzenleyememesinin ciddi sonuçları olabileceği uyarısında bulunuyor.

Sonuç

Cecilia Vicuña’nın “Living Threads” sergisi, sadece bir sanatçının altmış yıllık üretimini değil, aynı zamanda politik bir sürgünün, kültürel direnişin ve evrensel temalar etrafında şekillenen derin bir sanatsal vizyonun hikayesini anlatıyor. Vicuña’nın eserleri, geçmişle bugünü harmanlayarak izleyicilere hem estetik bir deneyim hem de düşünsel bir sorgulama alanı sunuyor.

Bu haber, The Guardian Culture'da yayımlanan bir makaleden derlenerek hazırlanmıştır. Kaynak: The Guardian Culture.

E-posta adresiniz yayınlanmayacak. Gerekli alanlar * ile işaretlenmişlerdir

Arter’in güncel programı üretim sürecini sergi deneyimine açıyor

Kültür Sanat; edebiyat, sinema, görsel sanatlar, sahne, müzik ve dünya kültür gündeminden seçilmiş haberleri Türkçe okur için yeniden bağlamlandıran dijital bir dergidir.

Gece Gezmesi Kadıköy’de festival rotasını mahalle ölçeğine taşıyor