İngiliz tiyatrosunun mütevazı ancak derin izler bırakmış isimlerinden Peter Gill, 86 yaşında hayatını kaybetti. Hem bir yönetmen hem de oyun yazarı olarak, eserlerine taşıdığı ödün vermez dürüstlük ve sarsılmaz bütünlükle tanınan Gill, sahne sanatları dünyasında kendi özgün yerini edinmişti. Özellikle 2002 yılı, onun için bir dönüm noktası olmuş, büyük beğeni toplayan oyunu The York Realist çeşitli ödüller kazanırken, Sheffield Crucible tiyatrosu da Gill’in eserlerine adanmış bir aylık retrospektif ve yeni oyunu Original Sin‘i sahnelemişti.
Gallerli, işçi sınıfı Katolik bir aileden gelen Peter Gill, kariyerine aktör olarak başlamış, hatta Zulu filminde küçük bir rolde görülebiliyordu. Ancak tiyatrodaki asıl kimliğini, 1964 yılında yardımcı yönetmen olarak göreve başladığı Londra’daki Royal Court Tiyatrosu’nda kazandı. Metnin kutsallığına, tasarımın saflığına ve oyunculara duyulan saygıya olan inancı, tüm kariyerini şekillendiren temel değerler haline geldi.
Gill’in ilk oyunu The Sleepers Den, yan yana yatan üç kuşak kadının hikayesi üzerinden işçi sınıfı yaşamını titizlikle yeniden yaratıyordu. Ancak onu birinci sınıf bir yönetmen olarak öne çıkaran asıl gelişme, D.H. Lawrence’ın göz ardı edilmiş üç oyunu olan A Collier’s Friday Night, The Daughter-in-Law ve The Widowing of Mrs Holroyd‘u 1968’de bir üçleme olarak sahnelemesiydi. Eleştirmen Irving Wardle’ın da belirttiği gibi, bu yapımlar “sıradan yaşam süreçlerini sadece ilginç kılmakla kalmayıp, saygı duyulacak ve güzel nesneler haline getirdiğini” göstermişti.
Peter Gill’in oyun yazarlığı ve yönetmenlik çalışmaları, ayrılmaz bir bütünlük içindeydi; her ikisi de tavizsiz bir dürüstlükle birbirine bağlıydı. 1976 tarihli Small Change adlı oyununda, ergenlik dönemindeki bir cinsel ilişkiden kalan iyileşmemiş duygusal yaraları ele alırken, 1983’te yazdığı Kick for Touch’ta ise Galler’in erkek arkadaşlığı, bir din gibi görülen ragbi ve dışlanmış kadınlar dünyasını aynı gerçekçilikle kaleme aldı. Gill, genellikle kendi eserlerini yönetmiş olsa da, klasik metinlere de aynı titiz ve araştırmacı ruhla yaklaştı.
Onun en önemli başarılarından biri, Londra Hammersmith’teki Riverside Studios’ta eski bir televizyon stüdyosunu performans alanına dönüştürmesi ve burada Vişne Bahçesi, The Duchess of Malfi ve Kısasa Kısas gibi parlak netlikte birçok prodüksiyonu sahnelemesiydi. Riverside’ın bugün hala ayakta kalmasında Gill’in vizyoner girişimlerinin büyük payı olduğu kabul edilir.
Ulusal Tiyatro’da da kapsamlı çalışmalar yürüten Gill, Christopher Hampton’ın Tales from Hollywood adlı eserinin keskin bir yorumu ile Ian McKellen, Michael Pennington ve Jane Lapotaire gibi isimlerin Otway’in şiirsel trajedisine mükemmel bir şekilde uyan kahramanca bir oyunculuk sergilediği Venice Preserv’d gibi birçok önemli prodüksiyona imza attı. 1984’te yeni eserler geliştirmek amacıyla kurduğu National Theatre Studio’nun yöneticiliği dönemi ise daha az mutlu sonla bitse de, burada geçirdiği süre boyunca yeni yazarları yorulmadan destekledi ve eserlerinin Royal Court ve Bush gibi sahnelerde yer bulmasını sağladı.
Peter Gill’in hem yazar hem de yönetmen olarak zirveye ulaştığı eseri olarak sıkça anılan The York Realist, 1960’ların başında York Gizem Oyunları’nın bir prodüksiyonunda çalışan bir çiftlik işçisi George ile Londra’da yaşayan bir yönetmen John arasındaki ilişkiyi konu alır. Oyun, D.H. Lawrence’ın eserlerindeki duygusal zeka, ham dürüstlük ve sınıf ile cinsiyet kesişimine olan hayranlıkla belirgin bir benzerlik taşır. John için Yorkshire kırsalı, asla tam olarak parçası olamayacağı egzotik bir “öteki” iken, sevgilisi George, Londra’nın entelektüel heyecanlarından keyif alsa da toprağa geri dönülmez bir şekilde bağlıdır. Bu eser, Gill’in Royal Court’taki ilk yıllarında edindiği tüm birikimi olağanüstü bir şekilde harmanladığı bir yapıttı.
Kariyerinin ilerleyen dönemlerinde İngiliz tiyatrosunun ana akımından giderek daha fazla uzaklaşsa da, Gill hem oyun yazarı hem de yönetmen olarak çalışmalarına devam etti. Tiyatroya tutkuyla bağlıydı ve ara sıra dile getirdiği eleştirileri, yüksek standartlara olan bağlılığından ve kişisel hırsı eserin önceliğine feda etme inancından kaynaklanıyordu. Peter Gill, ardında İngiliz tiyatrosuna miras bıraktığı cesur ve dürüst eserleriyle anılmaya devam edecek.
Bu haber, The Guardian Culture'da yayımlanan bir kaynaktan derlenerek hazırlanmıştır. Kaynak: The Guardian Culture.






