İngiliz yönetmen John Irvin'in düşünceli bir anını yansıtan portresi.
İngiliz yönetmen John Irvin'in düşünceli bir anını yansıtan portresi.

Usta Yönetmen John Irvin Hayata Gözlerini Yumdu: Ekranların Çok Yönlü Hikaye Anlatıcısı

İngiliz sinemasının ve televizyon dünyasının değerli yönetmenlerinden John Irvin, 86 yaşında hayatını kaybetti. Belgeselcilikten Hollywood gişe filmlerine, soğuk savaş casusluk hikayelerinden Sherwood Ormanı maceralarına kadar uzanan geniş ve eklektik kariyeriyle tanınan Irvin, sinemadaki kalıplara sığmayan tarzıyla her zaman dikkatleri üzerine çekmeyi başardı.

1979 yapımı BBC mini dizisi ‘Tinker Tailor Soldier Spy’ ile en büyük başarısını yakalayan Irvin, John le Carré’nin aynı adlı romanından uyarlanan bu yapımda, Rus köstebeği arayışındaki istihbarat subayı George Smiley’nin hikayesini ele aldı. Smiley karakterine hayat veren usta oyuncu Alec Guinness ile olan iş birliği, dizinin başarısında kilit rol oynadı. Guinness’in, Irvin’in yönetmenlik tarzını ‘kamera arkasında cesaret’ olarak tanımlaması, yönetmenin kararlı ve vizyoner duruşunun bir göstergesiydi. Dizi, zirve döneminde 8 milyondan fazla izleyiciye ulaşarak birçok ödül kazandı.

Wallasey’de doğan ve Durham’da eğitim gören John Irvin, sinemaya olan tutkusunu genç yaşta keşfetti. Londra Film Tekniği Okulu’nda eğitim aldıktan sonra Rank’ta editör çırağı olarak çalıştı. Kariyerine belgesel filmlerle başlayan Irvin, 1963’te Durham madencileri şenliğini konu alan ‘Gala Day’ ile BBC’nin dikkatini çekti. Kendi şirketi Mithras Films ile ‘The 26’ ve BAFTA adayı ‘Mafia No!’ gibi önemli belgesellere imza attı. Yemen’deki iç savaş sırasında Bedevi kabileleriyle dört ay yaşaması ve Laos sınırında çatışmalara maruz kalması gibi deneyimleri, belgeselcilikten kurgusal filmlere geçişinde önemli bir dönüm noktası oldu. Kendi ifadesiyle, Vietnam’da ‘çok fazla acı gördükten sonra’ belgesel dünyasını geride bırakma kararı almıştı.

1970’lerde İngiliz televizyonunda ‘The Nearly Man’ gibi politik dramalar üzerinde çalıştıktan sonra, Hollywood’un ilgisini çeken Irvin, 1977’de Dickens’ın ‘Hard Times’ uyarlamasıyla dikkatleri üzerine çekti. Ardından casusluktan paralı askerlerin dünyasına geçiş yaparak Frederick Forsyth’ın romanından uyarlanan ve Christopher Walken’ın başrolünde yer aldığı ‘The Dogs of War’ (1980) filmini yönetti.

Irvin’in filmografisi, türler arası geçişkenliğiyle öne çıkıyor. ‘Ghost Story’ (1981) ile korku türüne adım atan yönetmen, Fred Astaire, Melvyn Douglas ve John Houseman gibi efsanevi isimlerle çalıştı. Ardından kanserle mücadele eden jokey Bob Champion’ın gerçek hikayesini anlatan ‘Champions’ (1984) ve Harold Pinter’ın senaryosunu yazdığı, Glenda Jackson ile Ben Kingsley’in rol aldığı ‘Turtle Diary’ (1985) gibi daha sakin yapımlara imza attı. Arnold Schwarzenegger’li aksiyon filmi ‘Raw Deal’ (1986) ile bir kez daha farklı bir kulvara yönelen Irvin, bu filmin ‘hayatın büyük gizemleriyle ilgilenmediğini’ kabul etmekten çekinmedi.

Yıllardır Vietnam Savaşı hakkında bir film çekme arzusu taşıyan Irvin, bu isteğini 1987 yapımı ‘Hamburger Hill’ ile gerçekleştirdi. Dong Ap Bia’nın ele geçirilmesi için verilen 10 günlük gerçek savaşa odaklanan filmde, ‘seyirciyi çatışma deneyimine mümkün olduğunca yaklaştırmayı, heyecan veya ahlaki dersler vermeden oradaymış gibi hissettirmeyi’ amaçladı. Film, Oliver Stone’un ‘Platoon’ ve Stanley Kubrick’in ‘Full Metal Jacket’ gibi diğer Vietnam filmleri arasında gölgede kalsa da, eleştirmen Pauline Kael tarafından her iki filmden de üstün bulunmuştu.

Irvin’in sonraki filmleri arasında Patrick Swayze ve Liam Neeson’ın oynadığı ‘Next of Kin’ (1989) ve Kevin Costner’ın ‘Robin Hood: Prince of Thieves’ filminin gölgesinde kalan ‘Robin Hood’ (1991) yer alıyor. Ancak yönetmen, her zaman olduğu gibi çok yönlülüğünü korudu. Joan Plowright ve Mia Farrow’lu ‘Widows’ Peak’ (1994) gibi komik gizemlerden, Uma Thurman ve Vanessa Redgrave’li ‘A Month By the Lake’ (1995) gibi romantik dramalara, Harvey Keitel’li ‘City of Industry’ (1997) ve Michael Caine’li ‘Shiner’ (2000) gibi sert gerilimlere kadar uzanan geniş bir yelpazede çalıştı. John Irvin, sinema dünyasına bıraktığı çeşitli ve özgün eserlerle hatırlanmaya devam edecek.

Bu makale, The Guardian'da yayımlanan John Irvin'in vefat haberinden derlenerek hazırlanmıştır. Kaynak: The Guardian Culture.

E-posta adresiniz yayınlanmayacak. Gerekli alanlar * ile işaretlenmişlerdir

Arter’in güncel programı üretim sürecini sergi deneyimine açıyor

Kültür Sanat; edebiyat, sinema, görsel sanatlar, sahne, müzik ve dünya kültür gündeminden seçilmiş haberleri Türkçe okur için yeniden bağlamlandıran dijital bir dergidir.

Gece Gezmesi Kadıköy’de festival rotasını mahalle ölçeğine taşıyor