Ukrayna edebiyatının önemli isimlerinden Andrey Kurkov, kaleme aldığı ‘Kiev Vakaları’ serisinin ilk kitabı ‘Samson ve Nadejda’ ile okuyucuları sürükleyici bir suç hikayesinin peşinden 1919 Kiev’ine taşıyor. Ekim Devrimi’nin hemen sonrasında, kaos ve şiddetin hüküm sürdüğü bir dönemde geçen roman, okuyucuya gerilimli ve yer yer mizahi bir anlatı sunuyor.
Andrey Kurkov’un Edebiyat Yolculuğu
1961 yılında o zamanki adıyla Leningrad’da doğan Andrey Kurkov, genç yaşlarda edebiyata ilgi duymaya başlamış ve okul yıllarından itibaren yazmaya koyulmuştur. Kiev Ulusal Pedagoji Yabancı Diller Enstitüsü’nden 1983 yılında mezun olduktan sonra gazeteci ve senaryo yazarı olarak kariyerine devam etmiştir. İlk romanını yayımlamakta zorlanarak kendi imkanlarıyla basıp pazarlayan Kurkov, uluslararası satış rekorlarına ulaşan ‘Buz Üstünde Piknik’ romanıyla Ukrayna’nın en tanınmış çağdaş yazarları arasına girmiştir. Eserleri 45 dile çevrilen yazar, 2014 yılında Fransa’da Légion d’Honneur şövalyeliğiyle onurlandırılmış, 2023’te ise Amerikan Sanat ve Edebiyat Akademisi’ne onursal üye olarak seçilmiştir. 1988’den beri English PEN Centre üyesi olan Kurkov, 2018-2022 yılları arasında PEN Ukrayna başkanlığını da yürütmüştür.
‘Samson ve Nadejda’: Kaosun Ortasında Düzen Arayışı
‘Kiev Vakaları’ serisinin başlangıcı olan ‘Samson ve Nadejda’, 11 Mart 1919 Salı günü, Bolşevik devrimi sonrası patlak veren Rus İç Savaşı’nın Kiev sokaklarına yayıldığı günlerde başlıyor. Romanın merkezindeki karakter Samson Kolechko, babasıyla birlikte iki Kazak askerin saldırısına uğrar. Bu saldırıda babasını kaybeden Samson, kendisi de sağ kulağını yitirir. Annesi ve kız kardeşini daha önce salgın hastalık nedeniyle kaybetmiş olan Samson, artık hayatta tek başınadır. Mühendislik eğitimi almasına rağmen işsiz olan genç adam, kısa süre sonra evini iki Kızıl Ordu askeriyle paylaşmak zorunda kalır ve eşyalarına el konulur.
Bir karakolda, Kızıl Ordu komiseri Nayden’den aldığı ilginç bir teklifle hayatı değişir. Nayden, Samson’a sokaktaki düzensizlikle, yağma ve hırsızlıkla mücadele etme görevi verir. Böylece, kendisi Bolşevik olmasa da, Bolşevik yönetiminin bir memuru olarak, düzeni sağlamakla yükümlü bir pozisyonda bulur kendini. Üniformasını giyip atış talimini tamamladıktan sonra masasına oturur ve çözülmemiş suç dosyalarını incelemeye başlar.
Gizemli Cinayetler ve Yeni İpuçları
Samson, masasında karşılaştığı eski bir cinayet soruşturmasını takip ederken, yardımcısı Semyon ile birlikte Alman asıllı terzi Fridrih Baltser’in atölyesine gider. Burada silahlı saldırıya uğrar ve bir kez daha ölümden dönerken, Semyon ve Baltser hayatını kaybeder. Bizzat tanık olduğu bu cinayetlerin failini bulmaya kararlı olan Samson, ipucunu hiç beklemediği bir yerde, evini işgal eden askerlerin eşyaları arasında bulur. İlginç boyutlarda bir takım elbise ve gümüşten yapılmış bir kemiğin sahibini ararken, tekinsiz bir yabancının ve karmaşık bir komplonun varlığını keşfeder.
Tam bu sıralarda, şehrin nüfus sayımı ekibinde görevli, zeki ve idealist istatistikçi Nadezhda ile tanışması, Samson’un zihnini aydınlatır ve olaylar arasındaki bağlantıları kurmasına yardımcı olur. Samson, soruşturmalarında parmak izi uzmanı Nestor İvaniç ve cerrah Vera İgnatyevna Gedroyt gibi isimlerden de destek alarak ekibini kurmaya başlar. Romanın dikkat çekici fantastik unsurlarından biri ise Samson’un kesik kulağıdır; teneke bir kutuda muhafaza edilen bu kulak, sahibinin kafasına bağlı olmasa da gizli fısıltıları duyabilme yeteneğine sahiptir.
Kiev’in Tarihi Dokusu ve İnsan Halleri
‘Samson ve Nadejda’, kentin tarihini ve bu tarihe bağlı olarak gelişen olayları ustalıkla işleyerek güçlü bir atmosfer yaratır. Kurkov, o dönemde çoğunluğu Ruslardan, Ukraynalılardan ve Yahudilerden oluşan beş yüz bini aşkın nüfusuyla Avrupa’nın önemli merkezlerinden biri olan Kiev’in, bitmek bilmeyen savaşlar sonucu düştüğü durumu gözler önüne serer. Yazar, Kiev’deki KGB arşivlerinden de yararlanarak zengin tarihsel detaylarla beslenen sürükleyici bir anlatı ortaya koyar.
Roman, tehlikeli bir değişim sürecindeki bir şehrin etkileyici bir portresini çizer; gürültülü arnavut kaldırımlı sokakları, atlı taksileri ve tramvaylar gibi modernliğin ilk belirtilerinin yanı sıra, Sovyet kafeteryalarında karabuğday çorbası yiyenlerin dolaştığı bir mekan olarak resmedilir. Kentin en ünlü caddesi Andrew’s Descent’te yaşanan silahlı çatışmalar ve gece boyunca yankılanan mermi sesleri, dönemin kaotik ortamını gözler önüne serer. Kurkov, suç kurgusunun ve savaşın karmaşası içinde adalet ve düzen arayan genç dedektif figürü Samson aracılığıyla, aşırı stres altındaki bir toplumu keşfetme ve aydınlatma imkânı bulduğunu belirtir. Bu eser, okuyucuyu hem tarihi bir yolculuğa çıkarıyor hem de insan doğasının karmaşıklığını ve düzen arayışını sorgulatıyor.
Bu haber, Sanatatak'ta yayımlanan bir kitap tanıtımından derlenerek hazırlanmıştır. Kaynak: Sanatatak.






