Arter’in 2026 güncel programı, sergiyi tamamlanmış bir sonuçtan çok izleyiciyle birlikte takip edilen bir üretim alanı olarak konumlandırıyor.
MoMA’nın Marcel Duchamp retrospektifi, sanatçının 1900-1968 arasındaki üretimini geniş bir tarihsel çerçevede yeniden değerlendirmeye açıyor.
Tate Modern’de süren Tracey Emin sergisi, sanatçının kişisel anlatı, kırılganlık ve beden politikası etrafındaki üretimini geniş bir çerçevede ele alıyor.
Venedik Bienali 2026’daki ulusal pavyonlar, kültürel mirasın çağdaş sanat diliyle nasıl yeniden kurulabileceğini gösteren çok katmanlı bir alan açıyor.
İstanbul Modern’in dijital rehber duyurusu, müze ziyaretinin artık fiziksel mekânla dijital anlatı arasında birlikte kurulduğunu gösteriyor.
MoMA’nın 2026 sergi başlıkları, yeni üretimlerle sanat tarihinin kurucu figürlerini aynı kurumsal program içinde bir araya getiriyor.
Tate’in 2026 sergi duyuruları, Frida Kahlo’dan Tracey Emin’e uzanan güçlü figürleri yeni küratöryel bağlamlarla yeniden gündeme getiriyor.
İstanbul Modern’deki Semiha Berksoy sergisi, sanatçının sahne, resim, sinema ve edebiyat arasında kurduğu geniş üretim alanını bir araya getiriyor.
İstanbul Modern’in Panorama sergisi, koleksiyon anlatısını yalnızca eserler üzerinden değil, mekân, hafıza ve bakış ilişkileriyle birlikte kuruyor.
61. Venedik Bienali, In Minor Keys başlığıyla Mayıs-Kasım 2026 arasında Giardini, Arsenale ve farklı kent mekânlarında izleyiciyle buluşuyor.











